Sayfalar

House MD Türkiye

House MD dizisine özel Türkiye'de açılmış ilk ve tek blogumuza hoş geldiniz. Bu blogda, House MD dizisine ait özel bilgiler, haberler, resimler, videolar, dizi müzikleri, dizi bölümlerini ve Türkçe altyazıları bulabileceksiniz. İlginize teşekkür ederiz.

YENİ BÖLÜM NE ZAMAN? TIKLA

Hızlı bilgi almak için sadece soru-cevap şeklinde kullanmayı uygun gördüğümüz MSN Sohbet Grubumuz

group886777@groupsim.com

Hangi bölümde hangi müzik kullanılmış?
Merak ediyorsan TIKLA.
Music from House

Blog ile ilgili istek, öneri, şikayet, katkı vb... için

batigol_7@hotmail.com

22 Temmuz 2007 Pazar

Dr.House Hakkında

Aksi,hazırcevap,takıntılı,kaba ve komik bir doktoru canlandıran başrol oyuncusu Hugh Laurie’ ye ödül üstüne ödül kazandıran ‘’HOUSE M.D.’’ , iyi yazılmış,sağlam bir karakterin ve iyi bir oyunculuğun bir diziye neler katabileceğinin en iyi göstergelerinden…‘Herkes yalan söyler’ ama kariyerini olduğu kadar, nevi şahsına münhasır karakterini de bu ilke etrafında inşa eden Gregory House’u kimse kandıramaz..Zira ‘House’ dizisine adını veren kahramanımız, en az Einstein kadar zeki,Sherlock Holmes kadar dikkatli ve Jack Bauer kadar başına buyruk…Bir New Jersey hastanesinde teşhis ve tanı bölüm başkanı olan Dr. House , üç elemanıyla birlikte bir dedektif gibi çalışarak ilginç vakaları çözer…Hastalık asla ilk tahmin edilen değildir.İlk etapta yanlış tedaviler uygulanır,bunlar hastanın gerçek sorununu olumsuz etkilediğinden hasta ölümle burun buruna gelir.Doğru tanıya giden yol genelde hastayla ilgili bir yalanın ya da gizin ortaya çıkmasına bağlıdır.Ve çoğu zaman sorun göründüğünden daha basit ve o yüzden en son tahmin edilendir.Örneğin halüsinasyonlar gören, nefes yolları kapanıp ciğerleri kapanma noktasına gelen, suya ve ışığa duyarlılık gösteren hastada, ne beyin, ne kalp ne alerjik enfeksiyon, ne de bağışıklık sistemi hastalıkları vardır; hastaya Amerika’da yok olduğu sanılan kuduz mikrobu bulaşmıştır..Bu tanıya ulaşmak içinse hastanın özel hayatının didiklenmesi ve yaşadığı yerin incelenmesi gerekmiştir.Dr. House’ un emriyle hastanın yaşadığı yerde izinsiz inceleme yapılması ve dedektif gibi delil toplanması, ekibin rutin işleridir.

Sherlock Holmes ve Dr. House ;

Bu anlamda bir doktor/dedektiflik dizisi ‘House’..Dizinin yaratıcısı David Shore, Sherlock Holmes karakterinden esinlendiğini gizlemiyor.Gizemli vakaları çözme konusundaki istekleri ve yöntemleri birbirine çok paralel.Dr. House da tıpkı Holmes gibi başka kimsenin göremediği ipuçları üzerinden vakaları çözüyor.İkisinin de gözleri radar gibi, ikisinin de burnu büyük, egoları şişkin…Uyuşturucu zaafları bile benziyor.1900’lerin başında gönül rahatlığıyla kokain kullanan Holmes yerine burada, Vicodin isminde güçlü bir ağrı kesici hapın müptelası olan House var…İsim benzerliği de dikkat çekici ancak Holmes’in sadık yardımcısı olan doktor James Watson ile House’ un aynı hastanede çalışan yakın arkadaşı James Wilson arasındaki isim benzerliği kadar değil.Bu arada Sherlock Holmes’ un yazarı Arthur Canon Doyle’ un da asıl mesleğinin doktorluk olduğunu hatırlatalım.Ciddi kafa yoran izleyicilerin bulduğu düzinelerce benzerliği internet sitelerinde görmek mümkün.Mesela House ve Holmes’ un ev adresleri aynı: 221B. Zamanında Holmes’ dan kurtulmak isteyen yazar Doyle, Holmes’ u serinin en ünlü kötülerinde Moriarty’e öldürtmüştü.Okurlardan gelen tepki üzerine yeniden diriltmek zorunda kaldı.İkinci sezonun sonunda Dr. House, ismi zikredilmeyen bir zanlı tarafından vuruluyor.Zanlının bilekliğinde Moriarty yazıyor..Dizinin yaratıcıları ve yapımcıları akıllıca bir işe soyunmuşlar.Zira hastane dizileri de, polisiye diziler de günümüzde oldukça iyi prim yapıyor.Bunları, eski usul bir dedektiflik tarzını yeniden canlandırarak harmanlayan bir yapımın tutmaması epey zor.Üstelik senaryo da çok güçlü.Ciddi tıbbi bir dil kullanıldığı için, dizide geçen olayların yarıdan çoğunu anlamak mümkün değil ama önemli de değil.Tıbbi konuların tamamen anlaşılması beklenmiyor muhtemelen zaten, buna karşılık dizinin bu kadar dikkatle izlenmesinin sebebi de bu olabilir..Diyaloglar, özelikle House-Wilson arasındakiler, laf ebeliğine dayanan, komik,alaycı ve çok zekice yazılmış diyaloglar.Genel olarak, uyarıcı,canlandırıcı,sitümüle edici bir dizi ‘House’. Ancak yine de dizinin başarısı neredeyse tek başına Dr. House karakterinde ve onu canlandıran aktör Hugh Laurie’de yatıyor.Aslında tek kişilik bir şov ‘’House’’.Hikayeler, geri kalan bütün karakterler, Dr. House karakterini desteklemek,sivriltmek, daha cazip, daha komik,daha çarpıcı kılmak için yaratılmış…

Tek Kişilik Şov

Gregory House; orta yaşın biraz üzerinde, yalnız, aksi, meraklı, sarkastik, kaba, kırıcı, zor bir adam.Hem dayanılmaz hem vazgeçilmez bir tip.Varlığı –kurtarmaya kararlı olduğu hastaları hariç- herkes için dert olsa da, eksikliği büyük bir boşluk yaratacak bir tip.Hastalarına, daha doğrusu onların anlaşılamaz hastalıklarına her şeyden çok tutkuyla bağlı.Doktorlar zamanında tanı koyamadığı için bir bacağının hareket kabiliyetini kaybeden ve bastonla yürüyen Dr. House, acısını Vicodin’ le ve bir de önüne gelen her vakayı çözmek konusundaki hırsıyla çıkarıyor.Bu hırs, Dr. House’ un yasal sınırları sıkça ihmal etmesine neden oluyor.Mesela bir bölümde, kalp nakil listesine alabilmek için hastasının bulümik olduğunu gizliyor.Bir başkasına sindirim sorunlarını halletmesi için günde iki sigara öneriyor.Hipokrat yemini hatırlatıldığında ise bir kere okuduğunu ve pek etkilenmediğini söylüyor.Kimsenin karşısında eğilip bükülmüyor.Yalan söylemekle ilgili sorunu ve prensiplerle pek alakası olmamasına rağmen, sevdiklerine zararı dokunsa da, doğru bildiğini yapanlara karşı herkesten daha affedici.Bir tek samimiyetten etkileniyor.Özel hayatını paylaşmıyor ama herkesinkine burnunu sokuyor.Hayatın her alanında dedektif.Kendi özel hayatı ise nerdeyse yok.Beş yıl önce biten ilişkisinin etkilerini hala tam olarak üzerinden atabilmiş değil ve bir daha bir kadına açılması zor görünüyor.Kendisini bir kadın için cazip kılabilecek hiç birşey yapmamasına rağmen, dizideki üç kadının üçüyle de bir hikâyesi var.Yanında çalışan Cameron uzun süre House’tan platonik olarak hoşlandı. Hastanenin yöneticisi Cuddy ile aralarında zamanında bir şeyler geçtiğini, House’ un Cuddy’i hemen her gördüğünde yaptığı pek de gurur okşayıcı olmayan cinsel göndermelerden anlıyoruz.Eski sevgili Stacy de ikinci sezon boyunca dizide yer aldı…Hastanede bile izlemeyi ihmal etmediği pembe dizisi, Gameboy’u ve motosikleti dışında bağlı olduğu pek bir şeyi yok.Daha az kitap okumayı, daha çok televizyon izlemeyi salık veriyor ama kendisinin, hakkında bilgi sahibi olmadığı konu yok neredeyse.Birinin kolundaki hangi Asya diliyle yazıldığını göz ucuyla bakarak anlıyor, iki cümlesini duyduğu birinin Çek asıllı olduğuna ve uzun yıllar Avustralya’da yaşadığına hükmedebiliyor.Bazen de feci çuvallıyor, ama hiç altta kalmıyor.Savını çürüten birine, hiçbir şey söyleyemese, kravatının çok çirkin olduğunu söylüyor.

İngilizler’ e ne oldu?

Amerikalı bir doktoru canlandıran Hugh Laurie’nin, 45 dakikalık her bölümün en az 30 dakikasında konuşuyor olmasına rağmen bir İngiliz olduğunu anlamak mümkün değil.Hatta deneme çekimlerin izleyen yapımcılardan Bryan Singer; ‘’İşte benim istediğim bu, bir Amerikalı’’ demiş.Hugh Laurie, 45 dakika boyunca dizi sektöründe artık neredeyse bir lüks olan karakter oyunculuğunun bütün inceliklerini sergileyerek, müthiş bir seyirlik sunuyor.İngiltere’de başta Blackadder olmak üzere pek çok yapımında yer alan Laurie, en son önümüzdeki sene gösterime girecek olan David Ayer’ ın ‘Night Watch’ filminde Keanu Reeves ve Forest Whitaker ile birlikte rol aldı.Bu dizideki performansıyla iki yıl üst üste Altın Küre ve bir kez de Emmy ödülüne layık görüldü. Varolan dizilerin oyuncu ve performans profillerine bakıldığında, bu ödülleri önümüzdeki yıllarda da toplaması sürpriz olmaz…Dijitürk’te üçüncü sezonu halen gösterilmekte olan Hugh Laurie2li ‘House’ dizisi , sağlam bir karakterin ve iyi bir oyunculuğun bir diziye neler katabileceğinin en iyi göstergelerinden biri.’’Tacın İncisi’’ , ‘’Gurur ve Önyargı’’ gibi muhteşem uyarlama dizilerle, ‘’Emret Başkanım’’ gibi benzersiz komedi dizilerine imza atan , her işlerinde karakterleri ve oyunculukları merkeze yerleştiren İngilizler’ in, epeydir dizi sektöründe yerelin ötesine geçememelerine hayıflanmamak elde değil…

Kaynak :Yeşim Erdem Temmuz/Sinema

19 Temmuz 2007 Perşembe

Herkes bu adamın “hasta”sı





Herkes bu adamın “hasta”sı

Yine bir hastane dizisi... Ama bu kez çok farklı



Kahramanımız Dr. House bir dedektif gibi çalışıyor. Bu dizide aşk değil hastalıklar anlatılıyor. Üstelik gerçek vakalar ve terimlerle... İşte 48 ülkenin yeni tutkusu House!


Washington Post gazetesi House dizisi yayına girdiğinde “Son yılların en iyi dizisi” yorumunu yapmış, başroldeki Doktor House’u da televizyon tarihinin en kuvvetli karakterlerinden biri olarak sunmuştu. USA Today ise “Çok iyi bir karakterle, çok iyi bir aktörü bir araya getirdiğinizde işin yarısını yapmışsınız demektir. House bunu başarmış” demişti. İzleyici de bu olumlu yorumların hakkını verdi. Son rakamlara göre House, bölüm başına 22 milyon kişiyle ABD’nin en çok izlenen 8’inci dizisi... Dünyada 48 ülkede gösterimde olan, ABD’de üçüncü sezonu oynayan ve DiziMax’te de yayınlanan dizi bu kanalda da en çok izlenen programlar arasına girdi. Türkiye’nin tek yabancı dizi portalı www.22dakika.org yöneticileri de sitelerinde en çok okuyucu alan dizilerden birinin House olduğunu söylüyor. Peki House ne anlatıyor?

Dizi adını, bir Amerikan hastanesinin tanı biriminin başında bulunan Doktor Gregory House’dan alıyor. House meslektaşları tarafından tek kelimeyle “dahi” olarak anılıyor. Ancak hastalarla ya da meslektaşlarıyla konuşmak yerine makinalarla ya da kendi kendisiyle sohbet ediyor. Tek bir arkadaşı var. Onun dışındaki kişilere de ters davranmaktan çekinmiyor. House’un birimi, diğer doktorların tanı koyamadığı hastalarla ilgileniyor. House hastalarının daima yalan söylediği varsayımından yola çıkarak tanı koyuyor. Yani karşımızda epey ilginç bir adam var...

FİKİR NYT’DE YAYINLANAN TIP YAZILARINDAN ÇIKTI

House’ın egzantiriklikleri bununla da bitmiyor. Yıllar önce yanlış bir tedavi nedeniyle sakat kalmış. Bastonla yürüyor. Ama aynı zamanda sürekli ağrı çekiyor. Ağrı kesiciye bağımlılığı var. Hatta zaman zaman morfin kullandığı da oluyor. Ama bunların hayatını etkilemediğini söylüyor. Aslında Doktor House’un bu kadar etkileyici olmasının bir nedeni de aktör Hugh Laurie. İngiltere’nin en ünlü oyuncularından olan Laurie, karakteri dört dörtlük canlandırıyor. Dizinin bir ilginç özelliği de hastaların vücuduna “zoom” yapılması. Belli bir hastalıktan bahsederken bir anda hastanın damarlarının ya da belli bir organının içinde olanları görebiliyorsunuz. Elbette dizinin bütçesi el verdikçe...

İşte dizinin gerçekçiliği de burada devreye giriyor. Acil Servis gibi hastane dizilerinde doktorlar “Terimleri yanlış kullanıyorlar” diye yakınırdı. House’ta ise herkes vakaların ve tedavilerin ne kadar gerçekçi olduğundan bahsediyor. Zaten dizinin yaratıcısı David Shore da dizi fikrini New York Times gazetesinde Lisa Sanders tarafından yazılan tibbi tanı ile ilgili bir köşeden almış. Tıp doktoru olan Sanders bugün dizinin tıbbi danışmanlığını yapıyor. Dizinin tıbbi açıdan ne kadar doğru olduğu ise adeta kontrol ediliyor.. İnternette aralarında www.politedissent.com’un da olduğu internet siteleri dizinin her bölümünün tıbbi olarak doğruluğunu inceleniyor. Bu sitelerde yazar doktorlar bölümlere tıbbi açıdan not da veriyor. House genellikle yüz üzerinden 80’den fazla alıyor.



Doktor House hastalığın teşhisini tek bakışta koyuyor


Dizinin ana karakteri Doktor House’un en büyük özelliği tanıyı ilk anında koyabilmesi... Mesela bir bölümünde yaşanan olaylardan biri şöyle: Altı yaşındaki Ian, kanlı ishal ve koordinasyon bozukluğuyla hastaneye geliyor. Önce gıda zehirlenmesi olduğu düşünülüyor. Ama House bunun Erdheim-Chester Hastalığı (bir çeşit kemik hastalığı) olduğunundan şüpheleniyor. Ancak ilk testler çocukta böyle bir hastalık olmadığını gösteriyor. Çocuğun kalp filminde bir kütle tespit edilince biyopsi yapmaya karar veriliyor. Ancak biyopsi örneği ancak 3 teste yetecek büyüklükte... İlk iki testte aradıkları hastalığı bulamayınca House, son test için hakkını Erdheim-Chester hastalığından yana kullanıyor. Çocukta bu hastalık olduğu ortaya çıkıyor.


Sherlock Holmes’dan esinlenerek yazıldı


Doktor Gregory House’un karakteri ünlü roman kahramanı Sherlock Holmes’dan esinlenerek yazılmış. Birinin hastalıkları diğerinin cinayetleri çözmesi dışındaki ortak özellikleri şöyle:

•Soyadları benziyor.

•Vakaları çok hızlı çözüyorlar.

•House ağrı kesiciye, Holmes afyona bağımlı. House zaman zaman morfin, Holmes da kokain kullanıyordu.

•Tek arkadaşları var. House’un arkadaşının ismi Wilson, Holmes’unki ise Watson.

•Her ikisi de enstrüman çalıyor. House piyano, Holmes keman...

•Daire numaları aynı: 221B


Doktorlar ne diyor?



Ben olsam bütün genç doktorlara bu diziyi izletirim
Dr. Uğur Meriç /Çene Cerrahı

Diziyi büyük bir ilgiyle izliyorum. Merak ettiğim doktor olmayan kişilerin diziyi sıkılmadan nasıl izlediği... Çünkü tamamen doktor konularıyla, terimleriyle geçiyor. Doktorlukta hiçbir verinin kesin olmadığını anlatıyor.

Ben ana bilim dalı başkanı olsam asistanlara bu diziyi izletirim. Doktorluğu sevdirir. Diziyi izlerken ben de vakaları kendi kafamdan çözmeye çalışıyorum.

Dizide doktorlar arası ilişkiler de çok iyi anlatılmış. Yani doktor olmakla para kazanmak arasındaki ikilem çok iyi yansıtılmış. Bu Türkiye’de de var.



Terimleri doğru kullanıyorlar, doktor harika!
Dr. Gediz Serin /KBB Cerrahı

Dizide ekibin sıra dışı lideri Dr. Gregory House, azmi ve hafiyelik becerileriyle adeta dedektifi andırıyor. Yalnız dizinin bağımlılık yaratan kısmı bu değil, Dr. House’un kişiliği, insanlarla olan ilişkisi...

Dizide karakterlerin özel hayatları ikinci planda tutulmuş. Aynı zamanda kıskanç sevgililer, tek gecelik ilişkiler bu dizide yok ve bu özelliği ile diğer hastane dizilerinden ayrılıyor.

Terimleri çok doğru kullanıyorlar ve hastalıkları çok iyi buluyorlar. Ama o kadar hastalık içinde hep en nadir ve zor olanları işliyorlar.


Bu ay yayınlanan The Medical Science of House, M.D adlı kitap sağlık konusunda uzman olan gazeteci Andrew Holtz tarafından yazıldı. Kitapta anlatılan ve diziye konu olan vakalardan bazıları şöyle:

•Evlatlık verilen bir çocuk, biyolojik annesi aşı olmadığı için niye ölür?
•Karı koca arasındaki ilişki tedaviyi nasıl etkiler?
•Göz doktoru randevusunu kaçırmak genetik bir hastalığı nasıl ortaya çıkarır?


Kaynak : Vatan Gazetesi 05.11.2006